Dinçer Yurttaş

“katı olan her şey buharlaşıyor”  marx.

Güneş gölgeleri bir fil dişi yumuşaklığında yontuyor
sırtına mor bulutları çekmiş yaşlı bir gökyüzü…
Eriyip gitmekte zaman;
ağulu dişleri çekilmiş bir yılan gibi
taşların altında saklanıyor.
Pasaportunda gülen bir fotoğrafla
gümrükten geçiyor;
geçmişi dün bile olmamış bir çocuk,
yanık hanelerin közünden çalınmış
onun yüzündeki küçük solgun ışık
ve gölgeyi andıran,
memeleri kurşun yarası, sütü kan
bir annenin ellerinden tutuyor.

Güneş gölgeleri bir fil dişi yumuşaklığında yontuyor
mor şarabın sarhoşluğunda saklanıyor
başı dönmüş, yüzü solgun güneş .
senin umutlu şarkıların vardı sahi,
dağ yollarında kuşların cıvıltısından çalınmıştı.
bir de dudak görmemiş suların çağlamasından .
sözcükler de eskimese hani
anlatabilsem barikatlardaki uykusuzluğun
öpüşmelerden farksız olduğunu .
geçmiş bir kuş kanadında göçüyor
ve belki uğramaz bir daha
bu sineklerin cenneti olmuş bataklığa
sığınıp kalır bir ağaç kovuğuna.

Güneş bir fil dişi yumuşaklığında batıyor
büyük ve uzun gölgeler ediniyor yaralar.
Dün, tomurcuğu rüzgara yenilmiş bir bahar gibi
birbirini…

View original post 57 kelime daha

Reklamlar